Filiz Fırtına is an old politic criminal. She was accused by being a member of politic party named TKP (Turkish Communist Party), which it is an illegal party at 80s. She was taken into custody at 8th of September in 1982. She was remained in custody for 33 days in Istanbul. Then, she was sent to Diyarbakir, and she was hold at there for 44 days. During the course of the trial, she was hold in Diyarbakir E-type prison. She was tortured physically and psychologically. After 14 months later, she was released due to lack of evidence. For Filiz, the hardest part was leaving behind her 3,5-year-old-daughter, Zeynep. During the period of Filiz’s detention, her mother and father took care of Zeynep. They told Zeynep her mother went abroad. Zeynep had never known where her mother was actually, until she grown up. Throughout the days of Diyarbakir, Filiz couldn’t talk to her daughter even on the phone. Sometimes on the phone, she wanted to give all the bests to Zeynep, but at the very moment, she started sobbing. This situation was the same on the letters. She couldn’t stand to mention Zeynep. After Filiz was released, she and Zeynep were left alone to talk each other. Then, Zeynep’s first sentence reflected the fact of Diyarbakir: “You didn’t look like a mom.” In the country like Turkey, we will have to face horrible political decisions. However, during two months I spent with Filiz, I was a witness to her daily life and her unstoppable energy, after all that years. Her secret hope still remains. She is not a quitter. She doesn’t forget what happened to her, but she still believes in life. I felt that we need this faith to survive and it is contagious. P.S.: Thank you Ayben Altunc to let me use in this serie her archieve footages about Filiz Firtina (Zeynep's letter and Filiz's handmade doll and bag for Zeynep.) FİLİZ FIRTINA KİMDİR? Filiz Fırtına 80’lerde illegal bir parti olan Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olmakla suçlanmış eski bir mahkumdur. 8 Eylül 1982 tarihinde gözaltına alınmış; İstanbul Gayrettepe’de 33 gün, Diyarbakır’da 44 gün olmak üzere 77 gün gözaltında tutulmuştur. Duruşması başlayana kadar geçen sürede Diyarbakır 5 No’lu cezaevinde kalmış ve orda psikolojik ve fiziksel işkencelere maruz kalmıştır. 14 ay sonra, delil yetersizliği sebebiyle tahliye edilmiştir. Ne yazık ki, Türkiye tarihi pek çok travmatik toplumsal olaylarla dolu. Diyarbakır 5 no’lu cezaevi onlardan sadece biri. Filiz ablayla 5 No’lu hakkında konuştuğumuzda, orda sebepsiz yere tutulan insanlar için o korkunç günlerin anlamının ne kadar derin olduğunu tekrar fark ettim. Pek çok insan unutulmaz yaralarla ayrıldı, birçoğu ise ordan canlı olarak bile çıkamadı. Filiz abla içinse, bütün işkencelerden beter olan şey 3,5 yaşındaki kızı Zeynep’I geride bırakmakmış. Diyarbakır’da kaldığı 14 ay boyunca Zeynep’e annesi ve babası bakmış ve ona annesinin bir süre için yurtdışına gittiğini söylemişler. Zeynep annesinin gerçekte nerede olduğunu büyüyünce öğrenmiş. 5 No’ludayken Filiz abla sadece Zeynep söz konusu olduğu zamanlarda gücünün tükendiğini hissediyormuş. Telefonda göz yaşlarına boğulmadan “Zeynep’e selam söyleyin” demek bile onun için çok zormuş. Mektuplarında Zeynep’ten bahsedeceği zaman yanında 2 rulo tuvalet kağıdı bulundururmuş. Filiz abla beraat ettikten sonra Zeynep’le ilk görüşmelerinde yalnız bırakılmışlar ve Zeynep’in annesine söylediği ilk cümle: “Ama sen hiç anneye benzemiyorsun” olmuş. Sanırım bu cümle, 5 No’lunun sadece orada yatanlar için dışarda olanların hayatlarının bundan nasıl etkilendiğini de özetliyor. Türkiye gibi ülkelerde, pek çok korkunç politik kararla, çatışmayla yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Yine de, Filiz ablayla çalıştığım 2 ay boyunca, onun her daim gülen yüzüne ve bitmek bilmeyen yaşam enerjisine hayran olduğumu söylemem gerek. Arkadaşlarıyla, ailesiyle, kızıyla birlikteyken olan canlılığı ve hiç bitmeyeceğine inandığım güçlü inancı, bir şeylerin hala değişebileceğine duyduğu gizli umudu… Her şeyden çok bu umudun bulaşılığına ihtiyacımız var. NOT: Bu fotoğraf serisi içerisindeki mektup ve cezaevinde yapılmıi olan bebek ve çanta fotoğrafı Ayşe Ayben Altunç’un arşivinden alınmış ve izni dahilinde kullanılmıştır.
No categories selected